25 Temmuz 2012 Çarşamba

Ramazan Ayı ve Çocuk

Bu yıl Ramazan’da hem okulların tatil olması, hem çalışanların bu ayda izin kullanmaları, hem de havaların sıcak olması dolayısıyla birçok aile tatilini Ramazan’da geçirecek. Peki, Ramazan için en uygun tatil türü hangisi? Kültür tatili mi, eğlence tatili mi, yoksa doğa tatili mi? “Tatil Rehberi” kitabının yazarı Uzman Pedagog Adem Güneş’in Ramazan için tatil önerisi “sıla-i rahim tatili” yapılması yönünde.



Tatil, bütün bir yılın yorgunluğunun atıldığı, yeni iş dönemi veya eğitim yılına daha zinde dönmek için değerlendirildiği bir zaman dilimi. Ancak bu zaman dilimini en verimli şekilde değerlendirmek için yapılması gereken bazı şeyler var. Örneğin nasıl bir tatil yapılacağına karar verilmesi, ne zaman, nereye, nasıl gidileceğinin planlanması gibi. Yoksa tatiliniz bir kâbusa dönüşebilir.

“Anne-Baba ve Çocuklar İçin Tatil Rehberi” kitabının yazarı Uzman Pedagog Adem Güneş, Ramazan ayında tatil yapacak ailelerin planlama yaparken bu ayın özeliklerini de dikkate almaları gerektiğini belirtiyor. Bu ayda insanların oruçlu olacakları için tatil planlanmasında fizyolojik şartların da dikkate alınması gerektiğini söyleyen Güneş “Fizyolojik tesirlerin hiçbir zaman göz ardı edilmemesi lazım. Uzun süre aç kalınacak. ‘Ben çok imanlıyım, çok ihlaslıyım, benim bünyem kaldırır’ diye düşünülmemeli, fiziksel gerçekler göz önüne alınmalı. Dolayısıyla insanı yoracak tatil türlerinden uzak durmakta fayda var” diyor.

Ramazan ayında yapılacak tatilin planlanmasında asıl göz önünde bulundurulması gereken ana unsurun bu ayın manevî boyutu olduğunu belirten Güneş, şunları söylüyor: “Tatil planlarımızdaki ana unsur Ramazan’ın maneviyatını yaşamak ve yaşatmak olmalıdır. Dolayısıyla kişiyi manevî atmosferden uzaklaştıracak tatil türlerinden uzak durmak lazım. Ramazan’ın manevî atmosferinin yaşanmadığı, oruç tutmaya, Ramazan’da yeme içmeye çok dikkat edilmediği yerlerde tatil yapmak baskın bir kültürün içerisine giriliyor olması anlamına gelir ki aile fertleri özellikle çocuklar orada çok zorlanabilir. Kişi kendi değerlerini belki birazcık daha ürkerek yaşayabilir. Kendisine hassasiyet göstermeyen, Ramazan’a hassasiyet göstermeyen kişilerle belki duygusal bir bağ kopukluğu hissedebilir. Çocuk, çevresinde oruç tutmayan insanları görürse o takdirde ‘Ben niye oruç tutuyorum? Bunlar da insan. Onlar niye tutmuyor?’ sorgulaması içine girebilir. Dolayısıyla böyle bir yere Ramazan’da tatile gitmenin çok bir manası da yok” diyor.

Ramazan’da yapılacak bir eğlence tatilinde gece eğlenip, gündüz öğleye kadar veya daha uzun süreyi uykuda geçirmenin yine Ramazan atmosferini yaşama açısından yoğun olmadığını kaydeden Güneş şunları söylüyor: “Böylesi bir durumda insanlar Ramazan’da diri diri durma özelliğini kaybetmiş olacak. Hâlbuki tatil yerinde dahi olunmuş olsa anne-babalar Ramazan atmosferini kendileri doya doya yaşamaları lazım ki çocuklar da bu atmosferden etkilensin.”
Öyleyse nasıl bir tatil?

Güneş, tüm bu unsurlar göz önüne bulundurulduğunda Ramazan’da yapılabilecek en iyi tatilin “sıla-i rahim tatili” olacağını söylüyor.

“Ben bu tatilimi daha çok aileleri, akrabayı ziyaret etmeler şeklinde geçireceğim. Kayseri’de akrabalarım var. Onların evine bir gün misafir olacağım. Bir gün orada kalmaya çalışacağım ve çocuklarıma iftarı orada yaşattıracağım. Daha sonra Ankara’da kardeşimi ziyaret ederek Ramazan’ın birkaç gününü onlarla geçireceğim. Bu tatil türü aslında çok büyük bir imkân sunuyor. Farklı farklı yerlerde iftar etme ve ettirme açısından aileye ve çocuğa muazzam bir değişiklik öngörüyor. Bence bu fırsatı yakalamak lazım. Deniz kenarında, kültürel tatil veya fiziksel yorucu tatilden ziyade böylesi bir tatili tercih etmek hem aileye hem de çocuklara çok şeyler kazandıracaktır. Çocuk bu tatilde Ramazan aktivitesini sıla-i rahimle birlikte yapacak ve yorucu olmayacaktır. Şehirlerarasında dolaşırken çocuk hem camileri ziyaret etmiş olacak, hem de eskilerin bir âdeti olan her teravihi farklı camide kılma geleneğini ihya etmiş olacaktır.”

Ramazan’da sıla-i rahim tatili yapmanın aile fertleri üzerindeki etkisi ne olacaktır? Aile fertleri Ramazan’ı bu şekilde değerlendirmek suretiyle ne gibi kazanımlar elde edecektir? Güneş’in bu sorumuza cevabı şöyle oluyor: “Ağaç yaprağıyla gürler. Çocuk, tatil öncesi dönemde okula gidiyor, eve geliyor. Amcayla, dayıyla, teyzeyle, halayla çok içli dışlı değil. Herkes kendi yaşamını bir şekilde bulunduğu ilde, semtte götürüyor. Çocuk sıla-i rahimle, yani aileleri ziyaret şeklinde, Ramazan’ı geçirir, kendisi için hazırlanan iftarları, o ailenin içerisindeki koşuşturmayı görürse bağlı olduğu aile ağını daha yakından tanıyacak, geniş aile yapısını tanıma fırsatını elde edecek, dolayısıyla ailesiyle olan aidiyet duygusunu geliştirecektir. Sıla-i rahim şeklinde yapılacak tatil, çocuk ruh dünyasına daha büyük katkılar sağlayacak, yıllarca sürecek bir karakter eğitimini bir ay içerisinde hızlı bir şekilde gerçekleştirecektir.”
Ramazan’ın hangi döneminde tatil?

Aile fertlerinin çalıştığı, dolayısıyla tatilin 15 günle sınırlı olduğu düşünülürse Ramazan ayının hangi döneminde tatile çıkmak gerekir? İlk 15 gün mü, yoksa ikinci 15 günde mi tatil yapmak gerekir?

“Ramazan’ın ilk iki haftasının sıla-i rahim tatiline ayrılmasını tavsiye ederim” diyen Güneş, bunun gerekçesini şöyle açıklıyor: “Çünkü ilk iki hafta kişi dinçtir, diridir ve Ramazan’ın gelişiyle birlikte heyecanı ve motivasyonu yerindedir. Tatil, daha sonraki döneme yani son döneme denk gelirse, bir yorgunluk ve bıkkınlıkla birlikte sıla-i rahim olacağı için insan psikolojisine uygun değildir. Ayrıca ilk iki hafta sıla-i rahim tatilinden döndükten sonra geri kalan iki haftalık Ramazan günleri, tatilden dönüyor olmanın verdiği motivasyonla dinç bir şekilde geçirilir. Zaten ondan sonra da bayram geliyor. Bayramın coşkusu ile birlikte Ramazan dolu dolu yaşanmış olur.”
Beraber iftar fırsatı

Çok değil bundan 3-5 yıl önceki Ramazanlarda iftar vaktinin erken girmesi nedeniyle aile fertleri birlikte iftar yapmakta zorluklarla karşılıyordu. Oysa bu Ramazan’da işten erken çıkan baba, diğer aile fertleri ile iftar yapabileceği gibi iftardan 1-2 saat önce eve gelebilecek. Acaba bu zaman dilimi nasıl değerlendirilmeli ki aile açısından faydalı olabilsin ve yeni kazanımlar sağlanabilsin? Güneş, bir babanın bu vakitlerde yapacağı en iyi şeyin mutfağa girerek eşine iftarın hazırlanmasında yardımcı olması olduğunu söylüyor.

“Baba, aile olduğu bilincini çocuğa yansıtmak adına eşle birlikte mutfakta yemek hazırlıklarına yardım etmelidir. İftar hazırlıkları sırasında babanın mutfağa girmesi, kollarını sıvaması, hatta önüne önlük takması çocuk ruhunda çok büyük dalgalanmalara, mutluluğa sebebiyet verecektir. Çocuk herkesi kıskanır, ama anneyle babanın yan yana duruyor olmasından duygusal olarak beslenir. Dolayısıyla evin erkeğinin Ramazan’da işten eve geldiğinde ‘Koltuğa oturup bir iki saat yatayım’ demek yerine eşiyle birlikte mutfağa girmesi, eşiyle birlikte çarşıya çıkması, eşiyle birlikte bir takım şeyler yapmasında çocuğun kazanımları çok fazla olacaktır.”

Güneş, ayrıca, babanın evde olduğu iftar vaktinde Ramazan’ın manevî atmosferine uygun olarak, ikindi sohbetleri yapılabileceğini, Kur’an-ı Kerim okunabileceğini, çocuklarla farklı faaliyetler yapılabileceğini ama asla uyumak suretiyle bu vaktin zayi edilmemesi gerektiğinin üzerinde vurgu yapıyor.
Tekne orucu ne zaman başlar, ne zaman biter?

Konumuz her ne kadar Ramazan’da tatil olsa da konuşulan kişi bir pedagog olunca konu ister istemez çocuklara kayıyor. Biz de Güneş’e çocukları oruca alıştırmak için tutturulan ve yarım gün süren tekne orucunun ne zaman başlayıp ne zaman bitmesi gerektiğini soruyoruz. İşte Güneş’in cevabı:

“Çocuk dünyası açısından bakıldığında, Ramazan ayı bir aktivite ayıdır. Çocuk bir şeyler yapmayı, bir şeylerle uğraşıyor olmayı çok sever. Hatta bu aktivite büyüklerinin yaptığı şeyin aynısını yapmak şekline dönüşürse onu çok daha sever. Çünkü çocuğun bir tek isteği vardır; büyüyüp büyük adam olmak, büyükler gibi olmak. İster kız çocuğu olsun, ister erkek çocuğu olsun bu değişmez.

Çocuk, Ramazan’da büyükleri gibi oruç tutmak isteyecektir. Ancak, sabah imsak vaktinin girmesi ile akşam güneşin battığı ana denk gelen orucu çocuk bünyesi kaldıramayabilir. Çocuk, anne babası gibi olmak istediği bir şeyde yarım kalabilir. Eskiler bunun için tekne orucu diye bir oruç ortaya koymuşlar.

Tekne orucunda çocuğun sahurda oruca başlayıp öğleden sonra orucunu açmış olması mı, yoksa öğlen oruca başlayıp akşam iftar etmesi mi daha iyi? Benim burada tavsiyem çocuğun öğleden sonra oruç tutmaya başlaması şeklinde olacaktır. Çocuk kendi isteğiyle mutlak surette sahura kalkmalıdır. Tekrar yattıktan sonra sabah kalktığında kahvaltı yapabilir, bir şeyler yiyebilir. Çocukların orucu örneğin öğleyin saat birde veya ikide başlayabilir. Burada yine sahurdaki aynı telaş ve heyecan, oruca başlama zevki çocuğa yaşattırılabilir ve çocuk o andan itibaren oruca başlayabilir. Niçin böyle yapılmalı? İftar saati eğer aileyle birlikte oruçlu olarak geçirilecek olursa ve çocuk da iftarı ailesiyle birlikte beklerse bu aile bağlarının oluşturulmasında ve çocuğun Ramazan’ı gerçekten yaşıyor olması açısından oldukça önemlidir.”



Moral Dünyası Dergisi’ nden alıntılanmıştır.





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...