5 Eylül 2012 Çarşamba

Sünnete Göre Namaz Sonrası Tesbihatlar

Namazdan sonra yapılması gereken  tesbihatlar sürekli aklımı kurcalamıştır. Keza her cemaatin farklı bir namaz tesbihatı var. Peygamber Efendimiz (SAV)’ in  sünnetinde olanlar ise hangileri bunları araştırmakla işe başladım  ve en güvendiğim kaynaklardan biri olan İmam gazali Hazretlerinin eserlerine göz atayım dedim. Eyyühel Veled- Ey Oğul kitabında İmam Gazali hazretleri 5 vakit namazın ardından mutad olarak aşağıdaki şekilde tesbihlerin yapılmasını tavsiye ediyor:
Abdestten sonra:
3 kere Kadir Suresi okunur
10 kere salavat getirilir..
Namazdan önce:
“Lâ havle velâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm” denir.
Namazdan sonra:
3 kere: Estağfirullah el azim ellezi lâ ilahe illâ hüvel hayyel kayyum ve etubü ileyh)
1 kere: Ayetel kürsi
33 kere Sübhanallah- 33 kere Elhamdülillah- 33 kere Allahuekber – 1 kere “La ilahe illallahu Vahdehu La Şeriyke Leh Lehül Mülkü ve lehül Hamdü ve Hüve Ala külli şeyin kadir “
denir ve eller açılarak duaya başlanır.
Duadan önce:  1 kez "Ya Allah ya Allah ya hayyü ya kayyumü ya zelcelali vel ikram, eselüke en tuhyiye kalbi bi nuri marifetike ebeden ya Allah ya Allah" denir. (İmam Gazali hazretleri her zaman dua etmeden önce bu duayı yapmamızı tavsiye etmektedir.)
Duadan sonra:
-          11 kere İhlas-ı şerif,
-          1 ihlas-felak-nas
-          67 Estağfirullah
-          On kere (Sübhanallah ve bi-hamdihi sübhanallahilazim) denir.
-          Sübhane Rabbike Rabbil İzzeti amma yesifune veselamün alel mürseline velhamdülillahi rabbil alemin (Fatiha)
okunur.

Buraya kadar olan kısım her namazın ardından yapılması salık verilen kısım. Birde özel vakitler var. Mesela sabah namazı ve akşam namazı.. Bu namazların ardından Peygamber Efendimiz (SAV)’ in devamlı okuduğu bazı dua ve ayetler var. Bunlardan en önemli olan birkaçını da derleyerek aşağıda istifadenize sunuyorum:



Sabah ve Akşam Namazından Sonra:

1-    Seyyid'ül İstiğfar Duası:
 "Allahumme ente Rabbi la ilahe illa ente halekteni ve ena abduke ve ena ala ahdike ve vadike mestatatu , euzu bike min şerri ma sana'tu , ebu'u leke binimetike aleyye ve ebu'u bizenbi feğfir li feinnehu la yeğfiruz'zunube illa ente"



Ey Allahım! Sen benim rabbimsin. Ben ise kulunum. Sen beni yarattın. Ben ise gücüm yettiği kadar senin ahdinde ve va'dinde bulunuyorum. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınıyorum. Benim üzerimdeki nimetlerini ikrar ve itirâf ediyorum ve aynı zamanda nefsimin üzerine günâhımı ikrar ediyorum. Muhakkak ben nefsime zulmettim. Günâhımı itiraf ettim. O hâlde daha önce yaptığım ve gelecekte yapacağım günahlarımı bana bağışla. Çünkü bütün günahları bağışlayacak olan ancak sensin. Senden başka hiç kimsenin buna gücü ve kuvveti yetmez.





2-    Bismillâhillezî lâ yedurru me’asmihî şey’ün fil’ardi velâ fi’ssemâi, ve hüves-semi’ul ‘alîm.
3 kere okunur. Okuyan insana hiçbirşey zarar veremez.



3-    Haşr suresinin son 3 ( bazı rivayetlerde 4) ayeti:

3 kere " Eûzü billahis-semî’il alîmi mineşşeytânirracîm” dedikten sonra Besmele çekilerek Haşr suresinin son 3 ( bazı rivayetlerde 4) ayeti okunur:

Türkçe yazılış:
“Lev enzelnâ hâzel kur’âne alâ cebelin leraeytehu hâşian mütesaddian min haşyetillâh ve tilkel’emsâlü nazribuha linnâsi leallehüm yetefekkerûn!. Huvallahüllezi la ilahe illa hu. Alimul gaybi veşşehadeh hüverrahmanürrahim. Huvallahüllezi la ilahe illa hu. El melikül kuddüsüs selamül mü’minül müheyminül azizül cebbarül mütekebbir. Sübhanallahü amma yüşrikün. Hüvallahül halikul bariul musavviru lehül esmaül Hüsna. Yüsebbihu lehü ma fissemavati vel arz. Ve hüvel azizül hakim”
Anlamı:
“Eğer (ki) biz, bu Kur’ân’ı bir dağ başına inzâl etseydik, şüphesiz ki o dağı Allâh haşyeti yüzünden, boyun kesmiş, param parça olmuş görürdün. İşte bu misâlleri biz, insanlar düşünüp, ne ibret almak lâzım geldiğini anlasınlar diye gösteriyoruz. Ki öyle bir Allâh’dır ki, Tanrı yoktur ancak O vardır. Açıkta olana da, saklı olana da vâkıftır. Rahman’dır, rahıymdir (1) (yine) O, öyle bir Allâh’dır ki, Tanrı yoktur O vardır. Cümle yaratıkların mutasarrıfı kudsîyet sahibi, selâmet ihsan eden, iman nurunun kaynağı, gözetip esirgeyen, aziz icabında dilediğini zorla yaptırmaya gücü yeten, lâyıkıyla yegâne kibir sâhibidir. Allâh müşriklerin koştukları ortaklardan münezzehtir. Öyle bir Allâh’dır ki O, yaratacağı her şey’i bir hikmete mebnîdir ve yekdiğerine uygundur.Yarattıklarının hepsini ayrı bir sûretle meydana getirir. En muhteşem isimler O’nundur. Semâlarda ve yerdekilerin hepsi onu tesbih ederler. Her zaman galip olup, her işi hikmetlidir.”




Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
“Her kim sabahleyin üç kere “Eûzü billâhis semiy’ıl alîmi mineş şeytânir raciym” dedikten sonra El Haşr sûresi sonundaki üç âyeti okursa, Cenâb-ı Allâh onun için, akşama kadar istiğfar edecek yetmiş bin melek verir. O kimse; o gün ölürse şehid olarak ölür. Kezâ akşam ölürse de böyle gene şehid olur.”


4-    Euzü bikelimâtillahittammâti min şerri mâ haleka. (3 kere)


5-    Euzü bi-kelimâtillahittâmmeti min şerri külli şeytânin ve hâmmetin ve min şerri külli aynin lâmmetin  (3 kere)

Yukarıda belirtilenler çok önemli ve kıymetli ayet ve dualar olup; sabah ve akşam namazından sonra Müslümanlar tarafından çok dikkat edilerek, önemsenerek, ihmal edilmeyerek mutlaka okunmalı ve çocuklarımıza da öğretilmelidir..


Namaz Kılan toplum..

Sünnete göre Cuma günü ibadetleri

4 Eylül 2012 Salı

Bebeklere ve Çocuklara Okunacak Dualar



S.a. Herkese merhabalar.. 

Tüm annelerin ortak şikayetidir "NAZAR".
 
Özellikle bebeklere ve küçük çocuklara nazar çok değer.. Nazar dinimizde haktır ve aşağıda belirtilen sure, ayet ve dualar bizzat Peygamber Efendimiz tarafından torunlarına nazar değmesine karşın  okunmuştur. Titizlikle yaptığım araştırmalar sonucu elde ettiğim, Peygamber efendimizin sünnetinde bulunan ve nazar değmesini önlemek ve nazardan korunmak için okunan duaları istifadenize sunuyorum..

1-     Peygamber Efendimiz tarafından, sabah ve akşam üç defa okunması tavsiye edilen bu duanın hikmetleri saymakla bitmiyor:

Bismillâhillezî lâ yedurru me’asmihî şey’ün fil’ardi velâ fi’ssemâi, ve hüves-semi’ul ‘alîm.   

Manası: İsminin anıldığı yerde, ne arz ne de semadaki hiçbir şeyin insana zarar vermeyeceği Allah’ın adıyla… O yüce Allah, her şeyi en iyi işiten ve en mükemmel bir şekilde bilendir.

2-     Küçük bebekler korkarak uyandığı zaman, okunması gereken dua/ Bebeğin Uyuması İçin Dua / Peygamber Efendimizin kötülüklerden korunmaları için torunları için okuduğu dua:

“Uizukuma Bi Kelimatillahi’t-Tammeti Min Kulli Şeytanin ve Hâmmetin ve Min Kulli Aynin Lâmmeh ”

Anlamı :“Sizi, her şeytan ve haşereden, her kötü gözden Allah’ın noksansız kelimelerine sığındırırım”

3-     Nazardan ve her türlü zarardan korunmak için okunan dua:

Euzü bikelimâtillahittammâti min şerri mâ haleka.

Anlamı: Bütün yaratıkların şerrinden Allah’ın kusursuz kelamlarına [âyetlerine yani Kur'ana] sığınırım. [Zira âyetlerinde gizli açık her ilim, her ihsan, her tedbir vardır.] 

4-     Nazar değene okunacak dua:


[Bu dua her sabah ve akşam üç defa okunup kendi üzerine veya hastanın üzerine üflenirse, göz değmesinden ve şeytanların ve hayvanların zararından korur.]

5-     Fatiha, Âyet-el kürsi ve dört kul [Kâfirun, İhlas, Felak, Nas sureleri] 7şer defa okunup hastaya üflenirse, nazar ve her dert için iyi gelir.


6-     Allahümme barik fihi ve la tedarruhü


7-     Kalem Sûresinin 51-52. ayetleri:  "Ve in yekadullezîne keferû leyuzlikûneke biebsarihim lemmâ semiu'z-zikre ve yekulûne innehu le mecnûnun ve ma huve illâ zikrun lil âlemîn."
8-     Korunma Ayetleri: (Çocuklarınıza okuyun, kazalardan belalardan korur.)

1)    Kul ley yüsıybena illa ma ketebellahü lena hüve mevlana ve alellahi fel yetevekkelil mü'minun (Tevbe Sûresi, 51)
2)    Ve iy yemseskellahü bi durrin fe la kaşife lehu illa hu ve iy yüridke bi hayrin fe la radde li fadlih yüsıybü bihı mey yeşaü min ıbadih ve hüvel ğafurur rahıym (Yûnus Sûresi, ayet: 107 )
3)    Ve ma min dabbetin fil erdı illa alellahi rizkuha ve ya'lemü müstekarraha ve müstevdeaha küllün fı kitabim mübın (Hûd Sûresi, ayet: 6)
4)    İnnı tevekkeltü alellahi rabbı ve rabbiküm ma min dabbetinilla hüve ahızüm binasıyetiha inne rabbı ala sıratım müstekıym (Hûd Sûresi, ayet: 56 )
5)    Ve keeyyim min dabbetil la tahmilü rizkahellahü yerzükuha ve iyyaküm ve hüves semıul alım (Ankebut - 60)
6)    Ma yeftehıllahü lin nasi mir rahmetin fe la mümsike leha ve ma yümsik fe la mürsile lehu mim ba'dih ve hüvel azızül hakım (Fâtır Sûresi, ayet: 2)
7)    Ve lein seeltehüm men halekas semavati vel erda le yekulünnellah kul eferaeytüm ma ted'une min dunillahi in eradeniyellahü bi durrin hel hünne kaşifatü durrihı ev eradenı bi rahmetin hel hünne mümsikatü rahmetih kul hasbiyellah aleyhi yetevekkelül mütevekkilun (Zümer Suresi, ayet: 38)

Yalancı çocuk yetiştir(me)mek için bunları yap(may)ın!

İşte size 10 adımda usta bir yalancı çocuk yetiştirmenin yolları:
 

1- “Sakın yalan söyleme, yoksa…” diyerek tehdit edin. Çocuklar zaten baskı altında oldukları için yalan söylerler. Yalan söyleyen çocuğu bir de tehdit etmek çocuğu yalancılıkta ustalaştırmaktan başka işe yaramaz.
 
2- Çocuğunuza yalan söyledikçe ve çocuğunuz yalanınızı fark ettikçe “şaka yapmıştım” deyin. Çocuk yalanının fark edildiğini hissedince, yalanının adına “şaka” demeyi öğrenir. Çocuk işine geldiğinde yalan, yakalanacağını hissettiğinde “şaka” diyerek kendini kurtarmayı öğrenir.

3 Eylül 2012 Pazartesi

Montessori Eğitimi


Aşağıdaki yazı bir montessori okuluna ait. Nette gezinirken bilgisayarıma indirmişim ama nerden indirdiğimi bir türlü bulamadım malesef. Hazırlayan değerli öğretmenlerin ellerine sağlık.. Yazının bazı bölümlerini çıkardım.. İçinde günlük yaşam ile ilgili faydalanabileceğimiz çok güzel şeyler var.. Faydalı olması dileğiyle..

MONTESSORİ ILE DUYU EĞITIMI;
Duyu eğitim  oyunları Montessori metodunda önemli bir yere sahiptir. Bilgi, beceri ve kavramların kazanılması bu materyaller kullanılarak sağlanır.

 OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE DUYU EĞİTİMİ
            Okulöncesi yılları çocuğun aktif olarak çevresine yöneldiği,çok değişik uyarıcılarla dolu dış dünyayı keşfetmeye çalıştığı,insan yaşamının en temel becerilerinin kazanıldığı önemli yılardır.Bütün alışkanlık ve becerilerimizin kazanılmasında kuşkusuz duyu organlarının rolü büyüktür.(Duyu organlarımız,dış dünyayla ilişki kurmamızı sağlayan antenlerimizdir.
             Sağlıklı her bebek,duygusal bir kapasite ile dünyaya gelir. Büyüme ve gelişme sürecinde,olgunlaşan ve deneyimlerle öğrenen çocuk,bu kapasitesini,ulaşacağı en üst düzeye getirebilir.Duyu eğitimi,çocuk doğduğu andan itibaren başlayan bir eğitimdir.Sayı eğitimine başlamak için gelişimsel olgunluk yaşı tespit edilebilir fakat,duyu eğitimi için bir yaş sınırlaması getirmek büyük bir yanılgı olacaktır.Çocuk zaten öğrendiği her şeyi duyularıyla algılayarak öğrenmiştir.Çocuk öğrenmeye başladığı an duyular kullanılmaya başlanmıştır.Ve duyu eğitimine başlanmıştır.O halde okul öncesinde duyu eğitimi deyince ne anlıyoruz?Okul öncesinde `duyuların geliştirilmesi` esastır.
            Yeni doğanın görme,işitme,dokunma,tat ve koku gibi uyaranlara karşı duyarlı olduğu tartışmasız kabul edilmektedir.Tartışılan,hangi duyunun en önce geliştiği ve en temel duyu olduğudur.Bu konuda farklı görüşler vardır.

             Bazı görüşlere göre;dokunma duyusu,en temel duyudur.Bu görüşlere göre;dokunma duyusu,en temel duyudur.Bu görüşe göre,çocuk daha anne karnındayken,dokunma ve basınç etkisindedir ve  seslere karşı duyarlıdır.
             Harlow 1958 çalışmalarından,çocuğun doğduğu andan itibaren annenin teninin sıcaklığını hissettiğini ve dokunma duyusunun en önce uyarılan duyu olduğunu ifade etmektedir.Gerçekten de,çocuk nesnelere ait özellikleri öğrenirken ,onları manupule eder ve hemen ağzına götürmek ister.Dokunma duyusu,duyusal yaşantı ve deneyimin ilk ve en temel yolu olmakla birlikte,zamanla görme duyusunun bunu bastırdığı ve çocuğun çevresini algılamasında,bütün diğer duyu organlarının daha önemli olduğu savunulmaktadır.
         Diğer bir görüşe göre de küçük çocuk dokunma duyusuyla algılayamadığı birçok şeyi önce, gözüyle  algılamaktadır.Piaget ve Inhelder 1956 bebeklerin çeşitli geometrik şekilleri dokunarak değil,önce görsel olarak algılayıp,ayırt ettiklerini belirtmektedirler.Yine,Fantz 1961,bebeklerin bazı nesneleri diğerlerine göre daha fazla tercih ettiklerini ve daha uzun süre baktıklarını ortaya koymuştur.Bebekler insan yüzlerini,diğer şekillere;contras şekilleri,düz şekillere;yuvarlak şekilleri çizgili şekillere daha çok tercih etmişlerdir.Gibson ise,`yapay uçurum deneyi`ile bebeğin görsel olarak algıladığı boşluğu, eliyle dokunarak,düz yüzey olduğunu algılayabildiğini göstermiştir.
 
        Ancak, bütün bu görüşlerin ortak noktası,duyu organı hangisi olursa olsun, öğrenmenin,duyu organlarıyla gerçekleştiğidir.Gözümüze,kulağımıza,dilimize ve tenimize gelen uyarıcılar,duyu organlarına ulaşır ve bunları uyarır.Algısal gelişim,zihinsel gelişimin en can alıcı sürecidir.Bu nedenle duyusal gelişim de zihinsel gelişimle aynı platformda incelenmektedir.Normal bir gelişme sürecinde,duyu organları da fonksiyon olarak,basitten karmaşığa doğru bir olgunlaşma gösterir.
       Örneğin,yeni doğan bebek,ani ışığa ve sese karşı tüm vücut olarak tepki verir.Ayağının tabanına,avucuna,yanağına dokunulduğunda,bu durumdan haberdar olduğunu gösteren tepkiler verir.Yine değişik tatları fark ettiğini,verilen yiyeceği yiyip yemediğini anlayabiliriz.Amonyak,asetit asit gibi keskin kokular,yeni doğanın tepkier vermesine yol açar,ancak yetişkinlerin fark edebileceği çok hafif bir kokuyu bebeklerin fark edemediği de bilinmektedir.
       Bütün bu tepkiler,çocuğun doğuştan getirdiği doğal tepkileri,`refleskleridir.Gelişme sürecinde,bu tepkiler,giderek daha kompleks yapılara ulaşır.Her duyu organı,hem kendi fonksiyonlarını geliştirir,hem de duyu organları,birbirlerinin fonksiyonlarıyla koordineli olarak çalışmaya başlar.Örneğin;çocuk,önce duyduğu sese sadece vücut olarak tepki verirken,daha sonra o sesin geldiği yöne doğru döner,bakar ve o sese ulaşmak üzere uzanır.Yine başlangıçta,bütün uyarıcılara tepki verirken,daha sonra uyarıcının özelliğine özgü tepkiler vermeyi öğrenir.Örneğin;bebek önce,bütün gördüğü yüzlere gülerken,zamanla sadece tanıdık yüzlere gülmeye başlar.

Maria Montessori Kimdir??
Maria Montessori çocuklara farklı bir anlayışla yaklaşmaktadır.
    1820 yılında doğan Maria Montessori ülkesinin ilk kadın hekimidir.İlk çalışmalarını,yakın gözlem ve deneme yöntemlerine dayanarak daha çok özürlü ve yoksul çocuklar üzerinde gerçekleştiren Montesori,özürlü çocuklarında normal çocuklar kadar eğitilebileceği bir eğitim sistemi geliştirmiştir.
      Montessori’nin yöntemi oldukça yaygınlaşmış ve birçok ülkede uygulanmaya başlamıştır.Bugün onun çocukların daha sağlıklı ve topluma uyumlu bireyler olma konusunda gösterdiği yaklaşım ABD’ de büyük bir ilgi uyandırmaktadır.
     Geleneksel eğitim yöntemlerinin başarısızlığı gün geçtikçe çok daha belirgin bir hal almaktadır.Montessori yöntemi,çocuklar5a uzman Montessori öğretmenlerinin ve özel olarak geliştirilmiş Montesori araç gereçlerinin yardımı ile kendi yeteneklerini kullanabilmeleri ve için  sağduyusal ve sağlıklı bir sistem sunmaktadır.
MARİA MONTESSORİ'YE  GÖRE; ÇOCUK, BASİT MİNYATÜR BİR YETİŞKİN DEĞİLDİR. O EN BAŞTA VE İLK OLARAK, BELLİ ÖZELLİKLER VE HEDEFLERİYLE KENDİ YAŞAMININ SAHİBİDİR."
Bu yöntem;
o Çocuk merkezli bir yöntemdir.
o Öğretmeyi değil öğrenmeyi temel almaktadır.
o Yetişkin çocuğun hizmetindedir.
o Çocuklar diledikleri çalışmaları yapmaktadırlar.
o Sınıfta uyulması gereken kurllar fazla değildir.Kurallar çalışma ve materyali kullanma ile ilgilidir.
Yöntemin AMACI zorlanmadan çocuğun  POTANSİYELİNİ EN ÜST SEVİYEYE çıkarmaktır.

EMİCİ RUH
o Çocuk iş yapmak suretiyle öğrenir.Ve çevresinde bulunan bilgileri tamamıyla emip içine almaktadır.
o Anadilini öğrenmesi bizim yabancı dili öğrenmemizle kıyaslanamaz.
o Çünkü bilinçli bir gayret yok doğal kendiliğinden onun için oldukça keyifli.
o Bilgiyi içselleştirerek öğrenmektedir.Bu özellik yaklaşık 7 yaşına kadar devam eder.

ELLER
o Eller çocuğun başöğretmenidir.Öğrenmek için yoğunlaşmak gerekmektedir.Bir çocuk için eline aldığı işe en iyi yoğunlaşma  tarzı  onu elleriyle tamamlamaktır.( Yetişikinlerden görülen bir  şeyler karalama alışkanlığı  bu uygulmanın bir  kalıntısıdır.)

   "EĞİTİM, ÖĞRETMENLERİN ÇOCUKLARA SÖZCÜKLERLE ANLATTIKLARI İLE DEĞİL, ÇOCUKLARIN FİZİKSEL VE SOSYAL ÇEVREDE GEÇİRDİKLERİ YAŞANTILARI İLE  GERÇEKLEŞİR"
                       DR. MARİA MONTESORRİ

o  4-6 Yaştaki çocuk uygun ortamda doğal gelişimini sürdürdüğünde konuşmayı ve yürümeyi öğrendiği gibi, okumayı, yazmayı ve matematiği de kendiliğinden öğrenebildiğini gözlemlemiştir.
Hayatın en önemli dönemi doğumla 6 yaş arasında bulunuyor, üniversite  eğitimi boyunca  değil.
İnsanın en önemli aleti zeka bu dönemde şekilleniyor.

Güncel araştırmalar Montesorri'nin gözlemlerini güçlendirmiştir:
o Bloom; "Gebelikten 4 yaşına kadar, birey zekasının %50'lik kısmını geliştiriyor, 4 Yaşından 8 Yaşına kadar %30Luk kısmını geliştirdiğini"  ifade etmiştir.
o Güçlendirilen başka gözlemi ilk öğrenmelerde kritik  dönemlerin önemi ile ilgilidir

Çocuk evleri  bir okuldan ziyade bir aile yuvasına  benzemelidir.
o Çocuklar bu yuvalardaki odalarda  özgürce oynamalı
o Öğretici araçları diledikleri gibi kullanmalı ve sırasında
o Bahçe işleri ile uğraşmalıdırlar.
o Yemek, konuşmak,dinlenmek, jimlastik, uyku için ayrı odalar bulunmalıdır.
o Sıralar ve eşyalar çocuklara uygun boyutlarda yapılmalıdır ki çocuklar kendilerini özgür hissedebilsinler ve kendi kendilerini eğitebilsinler.


 Montesorri der ki;

 "Biz çocuğu kabul etmeyiz.Özel ihtiyaçlarına saygı  göstermeksizin bize  uyması için güç kullanmayı deneriz.Onlara karşı zorba tavırlıyız ve hepsinden çok kabayız, onları iyi biçimlendiklerinde  ve uysal olduklarında kabulleniriz ve onların bize nasıl bağlı ve hayran kalacakları hissini uyandırma gücündeyiz".
 
o Çocuk hangi yaş ve gelişim düzeyinde ise, onun  ihtiyacı yönünde kendini yönlendirebileceği bir sınıf ortamı sağlamak çocuğun doğasını gözlemle keşfetme ve onu kabul etmekle eşdeğer olacaktır.Bu durumda hangi yaşın hangi gelişim dönemi içersinde olduğunu bilmemiz kesinlikle çok önemli.




Montessori'de duyu eğitimi "Çocuğun kendi ile birlikte çevresini tanıması için ilk adımdır."

"Montessori'de çocuk oyun esnasında öğrenir.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...